Günümüzde gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerde uygulanan standart dışı çalışma şekilleri arasında tele çalışma özel bir öneme sahiptir. Tele çalışma bu özel konumunu ilk gündeme geldiği tarihten bu yana sürdürmekte ve gelecekte de sürdürecek görülmektedir. ”Ademi merkezileşmiş bir çalışma şekli olarak tele çalışma çok farklı şekillerde tanımlanabilmektedir”. Örneğin Uluslararası Çalışma Örgütü 1990 yılındatele çalışmayı ”işyeri merkezinden uzak bir mekanda, işyerindeki işçilerden ayrı yapılan ve yeni teknolojilerin bu ayrılmayı iletişim olanakları sağlayarak temin ettiği bir çalışma şekli” olarak tanımlamıştır. Avrupa Birliği bir tanımında tele çalışmayı”işçiler, kendi hesabına çalışanlar, ev işçileri tarafından, tümü veya önemli bir bölümü müşteriden, işverenden, geleneksel işyerinden uzakta bir mekanda yapılan, yeni bilgi teknolojileri ve telekomünikasyonunun etkin biçimde kullanıldığı çalışma şekli” olarak belirtmiştir. İngiltere’de sendikal üst örgüt olan TUC diğer iki tanıma göre daha dar kapsamlı bir tanımı benimsemiş, tele çalışmayı bilgi ve haberleşme teknolojilerinin kolaylaştırdığı farklı çalışma şekli olarak tanımlamıştırUluslar-arası Çalışma Örgütü literatürde 50’den fazla tele çalışmatanımı saptamıştır.
Tele çalışma birbirinden farklı bir dizi çalışma şeklini kapsadığı ve bu çalışma şekilleri sürekli değiştiği, yeni çalışma şekilleri ortaya çıktığı içingenel olarak kabul edilebilecekbir tele çalışma tanım yapmak güçtür. Halen tele çalışma konusunda resmibir tanım bulunmamaktadır. Ancak tanımlar farklı olsa da “tele çalışma tanımları üzerinde yapılanbir analiz bu tanımların üç temel kavram üzerinde durduğunu göstermektedir. Bunlar organizasyon, mekan ve teknolojidir. Tanımların %60’dan fazlası bu kavramların en azından ikisinin bir birleşimine dayanmaktadır. Zira uzaktan çalışma ve yeni teknoloji kullanımı aynı zamanda organizasyonel değişme anlamına gelmektedir.”
İlk tartışılmaya başlandığı yıllardatele çalışmatelefon ve bilgisayar yardımıylaevde çalışma fırsatı olarakalgılanmıştır. Ancak zaman içinde çok sayıda çalışma şekli tele çalışma kavramı içine dahil edilmiştir. Bununla birliktehangi çalışma şekillerinin tele çalışma terimi içine gireceği konusunda ülkeler arasında fikir birliğibulunmamaktadır. Ülkelere göre farklılık göstermekle birliktetele çalışmaşekilleri arasında evde tele çalışma; geleneksel işyerinden çok eve yakın yerleşimlerde çalışma şekli olan yerel çalışma merkezleri, uydu ofisler, teleköyler; tele-komünikasyonunun tele çalışmayı olanaklı kıldığı alternatif işyerleritele merkezler, geçici iş istasyonları; çağrı merkezleri;zaman içinde değişen çeşitli yerleşimler mobil çalışma ; ülkeler ve kıtalararası tele çalışma şekilleritransborder tele çalışma, off shore tele çalışma sayılabilir.
Bunlardan yerel çalışma merkezleri çeşitli işletmelere, bağımsız girişimcilere, yerel otoritelere ait farklı kullanıcılar tarafından paylaşılan elektronik donanımlı merkezlerdir.İşçinin evine yakın olmakta, tele eğitim, tele alışveriş gibi diğer amaçlar için kullanılabilmektedir. Uydu ofisler ise genelde işçilerin evlerine yakın, düzenli elektronik haberleşme ile merkezi örgüte bağlı çalışma mekanlarıdır. Teleköy’ler kırsal kesimlerde kurulanve yerel birliktelik sağlayan elektronik merkezlerdir. Tele merkezler işçinin evine yakın olması zorunlu olmayan farklı büro işleri için kullanılabilen elektronik donanımlı mekanlardır.Geçici iş istasyonları mobil veya geçici işçiler tarafından kısa süreli, geçici kullanılabilen bir işletmenin dayanak noktaları olan yerlerdir. Hızla yayılan çağrı merkezlerinin bir tele çalışma modeli olup olmadığı ise tartışılmaktadır. Transborder tele çalışma ortak sınırı paylaşan ülkelerde kullanılmakta, off shore tele çalışma ise işin daha düşük maliyetli ve coğrafik olarak farklı uzaklıktaki yerlere transfer edilmesi esasına dayanmaktadır.
Ayrıca günümüzde birey ve örgüt gereksinimleri doğrultusunda evde çalışma ile mobil çalışmanın birleşimi gibi giderek karmaşıklaşan yeni tele çalışma şekilleri kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzde tele çalışma ABD, Kanada, Japonya, Avusturalya ve AB ülkelerinde hızlayaygınlaşmaktadır. Bu ülkelerin yanı sıra Singapur, Malezya, Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerde tele çalışmada belirgin bir artış gözlenmektedir. Ekonomik, sosyal ve teknolojik yapıya bağlı olarak farklı ülkelerde farklı gelişim gösterentele çalışmanınboyutu konusundaçok sayıda rakam veya orana rastlanmaktadır. Ancak tele çalışanların sayısının tespitinde farklı istatistik tekniklerinin uygulanması, tele çalışmayı tanımlamadaki sorunlar, tele çalışma türlerikonusundaki farklılıklar tele çalışma ile ilgili istatistiklerin ülke içinde ve ülkeler arasındafarklı sonuçlar vermesine yol açmaktadır.
Tele çalışmanın işgücü istihdamı içindegiderek büyük boyutlara ulaşmasında çok sayıda faktör rol oynamaktadır. Bunlar arasında bilgi toplumunun ortaya çıkışı sonucunda örgüt yapısınıngelişimi, teknolojik gelişmeler, kamu politikaları, işçi ve işverenlerindavranışları sayılabilmektedir.
Ülkelerin büyük bölümünde kamu otoriteleriyeni iş olanakları yaratması, bölgesel dengesizlikleri gidermeye etkisi, merkezden uzak mekanlarda iş yapabilme olanağı sağlaması,trafik sorunu, enerji tasarrufu gibi çevre sorunlarının çözümüne yardımcı olması gibi nedenlerle tele çalışmayı desteklemektedirler. Tele çalışma birçok ülkede özellikle kırsal kesimin ekonomik gelişiminde ve özürlülerin istihdamında yeni bir strateji olarakdüşünülmektedir.Avusturalya, Fransa, Finlandiya, Kanada’nın doğu eyaletleri, İskandinav ülkeleri, İrlanda, İtalya, İskoçya gibi ülkelerde merkezi ve yerel yönetimler tele çalışmayı teşvik etmektedirler. Japonya’da Ulaştırma Bakanlığı yaşlı ve özürlüler için özel olarak oluşturulmuş tele çalışma merkezleri için yerel otoritelere yardımcı olmakta, özel işletmelere vergi indirimleri sağlamaktadır.
Tele çalışma işverenler tarafından daha kolay vasıflı işçi temin etme, geniş bir emek piyasasından yararlanma, verimliliği arttırma, işe devamsızlığı azaltma, artan müşteri memnuniyeti, şirket imajını yenileme, işyeri mekanlarından daha etkin biçimde yararlanma, kira, ulaşımgiderleri gibi bazı giderlerin azalması sonucu maliyetlerde düşüş , esneklik ve artan işçi mutluluğu olarak görülmektedir.İşçiler açısında ulaşım ve giyim maliyetlerinde azalma, zaman tasarrufu, işle ilgili streste azalma, işyerinden uzakta bağımsız çalışabilme, iş ve aile sorumluluklarını dengeleyebilme olanağı olarak algılanmaktadır.
Tele çalışmanınuygulama alanı ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte bu çalışmanın özellikle eğitim, pazarlama hizmetleri, veri işleme, programlama, tercüme, muhasebe, sekreterlik hizmetleri, dizayn, mimarlık hizmetleri, basın işlerinde başarılı şekilde uygulandığı görülmektedir. Bununla birlikte tele çalışmanın tüm işlerde uygulanma olasılığı yapılan işin niteliğine bağlı olarakhenüz bulunmamaktadır. Halen birçokyönetici tele çalışmanın takım çalışmasına uygun olmadığını düşünmektedir. Ayrıca tele çalışmaözel sektörde kamuya oranla daha yaygın biçimde uygulama alanı bulmaktadır.
Tele çalışmanın kişiler bakımından uygulama alanı incelendiğinde de bazı olumsuzluklarla karşılaşılabilmektedir. ÖrneğinABD’de işçilerin büyük bir bölümü bilgisayarla çalışma yapabilecek eğitime sahip bulunmamaktadır. Ayrıca farklı yaş gruplarının tele çalışmaya tepkisi farklı olabilmektedir. Örneğintele çalışmaya gençlerin yaşlılara oranla daha yatkın olduğu, tele çalışmanın gerektirdiği zihniyet değişimine en fazla direniş gösterenlerin orta yaş grubundakiler olduğu belirlenmiştir. Tele çalışma başlangıçta evde tele çalışma nedeniyle kadının daha fazla çalıştığı bir çalışma şekli olarak ortaya çıkarken yeni tele çalışma şekillerinin ortaya çıkması ile birlikte giderek cinsiyet dengesi sağlanmaya baş-lanmıştır. Yapılan araştırmalara göre ABD’de tele çalışanların büyük bölümünü yüksek gelir elde eden erkekler oluşturmaktadır.
Tele çalışmanın işsizlik ve istihdam üzerine etkisi günümüzde en fazla tartışılan konulardan biridir. Bu konuda birbirinden farklı görüşlere rastlanmaktadır.Bazıları tele çalışmanın yeni pazarlar yaratarak ve insan sermayesini geliştirerek istihdama olumlu katkı sağladığını ileri sürerken bir bölümüişi tahrip ettiğini belirtmektedir. Farklı sonuçların ortaya çıkmasıtele çalışmanın istihdamı etkileyen faktörlerden sadece birini oluşturması ve araştırmalarda kullanılan istatistiksel yöntemlerin birbirinden farklı olmasından kaynaklanmaktadır
Tele çalışmanın işletme yönetimi, işgücünün niteliği,kariyer fırsatları, ayırımcılık, iş yoğunluğu, iş sağlığı ve güvenliği üzerine etkileri konusunda da farklı görüşler bulunmaktadır.
Tele çalışma bazılarına göre işletme yönetim sistemini etkinsizleştirmekte, orta yönetim kademesinde krize yol açmakta, denetim güçlükleri yaratmakta, işçilerin işletmeye bağlılığını zayıflatmaktadır.
İşçiler açısından bakıldığında bazılarına göre çoklu vasıf yaratarak işgücünün vasfını arttırmakta bazılarına göre vasıf kaybına yol açmaktadır. Ayrıca tele çalışmanın kadınları ve özürlüleri geleneksel işyerinden uzaklaştırarakayırımcılığa yol açtığıileri sürülmektedir. Özellikle evde tele çalışmanın kadınınyükünü arttırdığı, gelir düşüklüğüve sosyal izolasyona yol açtığı, kariyer fırsatlarını yok ederek, bugüne kadar elde ettiği kazanımları ortadan kaldırdığı belirtilmektedir. Diğer taraftan tele çalışmanın gelişmesinin erkeklerin boş zamanlarında bile aileden yalıtılmış olarak çalışmalarına olanak sağladığı buna karşılık kadınların iş ve aile etkinliklerini çalışma saatlerinde de bütünleştirmelerine yol açtığı ve cinsiyet ayırımcılığını evde de güçlendirdiği ileri sürülmektedir.Benzer şekilde tele çalışma özürlülere yeni istihdam olanakları sağlamakla birlikte sosyal izolasyonu daha da arttırabilmektedir.
Tele çalışmanın işçiye özgürce çalışma olanağı sağladığı ancak işçinin iş yükünü arttırdığı belirtilmektedir. Bu çalışma şeklinde çalışma saatleri ile boş zaman arasındaki sınır belirsizleşmektedir. Özellikle evde tele çalışmada iş için ayrılan zaman artmakta,bu beraberinde verim düşüklüğünü ve sosyal izolasyonu getirmektedir. Düzenli işe hazırlanma süresi, dinlenme araları ve sosyal ilişkiler zaman kaybı olarak görülmektedir.Bazı tele çalışanlara göre tele çalışmada balayı dönemi iki ile üç yıl arasındadır. Bu dönemde verimlilikte artış sağlanmakta ancak daha sonraki dönemde izolasyon başlamakta ev dışında çalışma isteği artmaktadır. .
Bunların yanı sıra örneğin evde tele çalışma için evde özel bir çalışma alanıgerekmekte, telefon, ısınma, aydınlatma, aylık sabit ev giderlerinde artış,ev eşyalarının amortisman giderleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca birçok ülkede evin işyeri olarak mı yoksa sadece yaşanılan mekan olarak mı sigortalanacağı konusunda önemli sorunlar bulunmaktadır.Ayrıca geniş biçimde kabul edildiği gibi işverenin işçinin sağlık ve güvenliğini koruma sorumluluğu geleneksel işyerinin ötesinde artmaktadır. Evde tele çalışmadaişçinin iş sağlığı ve güvenliği yanındaevde yaşayanlarınözellikle çocukların sağlık ve güvenliklerinin korunması da gündeme gelmektedir.Evdeki havanın kalitesi, yangın tehlikesi, ergonomik tehlikeler, aydınlatma, iş stresi, yaralanma ve hastalık tazminatı gibi konularda önemli sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle evin işverence işçininsağlığı ve güvenliği açısındandüzenlenmesi ve belirli aralıklarla denetlenmesi gündeme gelmekte bu konuda taraflar arasında çeşitli anlaşmalar yapılabilmektedir. Örneğin Kent Country Council ile UNİSON arasında 1996 yılında yapılan bir anlaşmaya göre iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorunlarla karşılaşan işçi hizmet akdini feshedebilme hakkına sahip olabilecek buna karşı işverende işçinin evini düzenli olarak denetleyebilecektir. Evin denetlenmesi konusunda iseuygulamada çeşitli sorunlarla karşılaşılmaktadır. Uydu büro, komşu büro uygulamalarında ise mekanın ve teknolojik olanakların ortak kullanım nedeniylegizli bilgilerinin korunmasısorunu ortaya çıkabilmektedir.
. Ayrıca tele çalışanlar bağımlı veya kendi hesabına çalışabilmektedirler. Avrupa’da tele çalışanların çoğunuişçi statüsünde evde çalışanlar oluştururken, ABD’degeçmişte evde tele çalışanlar yoğun olmuş günümüzde isekendi hesabınaçalışanlar artmıştır. Tele çalışanların işçi mi yoksa kendi hesabına çalışanlar mı olduğunun belirlenmesi halen işçi hakları ve sendikal haklar açısından tele çalışanların yasal ve mali statülerinin belirlenmesindeönemli bir sorunu oluşturmaktadır. Tele çalışanların açıkça ücretli olduğu durumlarda ise kısmi süreli çalışan olmaları veya belirli işleri yapıyor olmaları statü sorununu daha da karmaşık hale getirmektedir.
Günümüzde uluslararası ve ulusal düzeyde tele çalışanları korumaya yönelik yasal düzenlemeler çok yetersizdir.Tele çalışmanın net biçimdetanımlanamaması, tele çalışanların statüleri konusundaki belirsizlikler, tele çalışma modellerindeki farklılıklar tele çalışma konusunda uluslararası ve ulusal düzeyde yasal düzenleme yapılmasını güçleştirmektedir. Halen uluslararası düzeydeILO’nun tele çalışma ile ilgili özel bir sözleşmesi bulunmamaktadır. Ancak örgütün 177 sayılı Evde Çalışma Sözleşmesi ile 184 sayılı Tavsiye Kararıtele çalışmadanaçıkça söz etmemesinekarşılıksözleşmede yer alan evde çalışma tanımının evde tele çalışmayı da içine aldığı konusunda bazı görüşler bulunmakta vetele çalışmanın sözleşme tarafından sağlanan çerçeve içinde tartışılması gerektiğiileri sürülmektedir. Avrupa Birliği’nin konu ile ilgili bazı çalışmaları bulunmasına karşılık bunlar henüz yeterli düzeyde olduğunu söylemek güçtür.
Tele çalışma konusunda ulusal düzenlemeler de yetersiz kalmaktadır. Tele çalışma uygulanan ülkelerin çoğunda bu konuda hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Buna karşılık bazı ülkelerde çalışma hayatını düzenleyen bazı yasalarda konu ile ilgili sınırlı düzenlemelererastlanmaktadır. Örneğin Belçika’da 1996 yılında çıkarılan, işverenlerin evde çalışma konusundaki asgari çerçeve yükümlülüklerini içeren Evde Çalışma Yasası, tam zamanlı evde tele çalışanlara dauygulanmaktadır. Yasanın diğer tele çalışma modellerine uygulanması ise söz konusu değildir. Hollanda’da 1999 yılında esnek çalışanların yasal statüsünü güçlendirmek amacıylaçıkarılan Esneklik ve Güvenlik Yasası işçinin en az üç hafta işverene bağlı olarak düzenli biçimde çalışması halindeişçi ile bir akit yapılmasını öngörmektedir. Yasa getirdiği bu düzenleme ile tele çalışanlar için önemli bir yasal yükümlülük içermektedir. İtalya’da 1998 yılında çıkarılanBassinini Yasası kamu sektöründe belirli sınırlamalarla tele çalışmanın uygulanmasına izin vermiş, 1999 yılında da konu ile ilgili bazı düzenlemeler içeren kararname yayınlanmıştır. Almanya’da ise özel sektörle ilgili genel istihdam yasasının bazı maddeleri tele çalışmaya uygulanmaktadır. Ancak bu yasa tele çalışmayı geniş boyutlu olarak ele almamaktadır. 1999 yılında çıkarılan Kendi Hesabına Çalışma Yasası ise sosyal sigorta ödemelerinden kaçınmak amacıyla taşaron olarak tele çalışanlara iş verilmesini güçleştirmektedir.
Konuya sendikal boyuttan bakıldığında ise sendikalarbaşlangıçta bu çalışma şekline kuşku ile bakmışlardır. Bugün ise tele çalışma konusunda ne olumlu ne de olumsuz tavır takınmamaktadırlar. Bununla birlikte tele çalışanların özellikle genç tele çalışanların örgüt-lenmesinin diğer çalışanlara oranla güç olması sendikaları endişelendirmektedir. İşin niteliği ve çalışma koşullarının bir gereği olarak tele çalışanların kolektif eğilimlerinin düşük olması, işyerine ait olma duygularının zayıflığı sendikalar açısından tehlike oluşturmaktadır. Kendi hesabına çalışma ve işçi statüsü arasındaki sınırların bozulması, tele çalışanların çalışma koşulları ve taleplerinin diğer çalışanlardan farklı olması, sendikalar açısından önemlisorunlar yaratmaktadır.Ayrıca tele çalışmanın sendikaların örgütsel yapısı, üye ilişkileri, toplu pazarlık ve grev hareketinde neden olabileceği sorunlar sendikalar tarafından önemli bulunmaktadır.
Bununla birlikte istihdam edilmiş tele çalışanların örgütlülük düzeylerinin kabaca her ülkenin örgütlenme düzeyi ortalamasına yakın olduğu belirtilmektedir. Toplu sözleşmeler ve iş yasaları her zaman olmasa bile genellikle bu çalışanlara uygulanabilmektedir. Ayrıca sendikaların güçlü olduğu ülkelerde iyi düzenlenmiş bir tele çalışma olumlu sonuçlar verirken, tersi durumlarda olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır.
Bazı ülkelerde sendikalar işverenlerle kimi zaman kamu otoriteleri ileçeşitli düzeylerde anlaşmalar yapmaktadırlar. Bu anlaşmalarla tele çalışmanın neden olduğu çeşitli sorunlar giderilmeye çalışılmaktadır. Örneğinİrlanda’da işveren, sendika, hükümet veakademisyenlerin temsilcilerinden oluşan Ulusal Tele Çalışma Danışma Konseyi tele çalışma konusunda bir uygulama kodu ve model tele çalışma anlaşması oluşturmuştur. Kod, tele çalışma konusunda bireylerin seçim alanlarını, evde çalışma ile ilgili sorunlarını, tele çalışanlarla işyerlerinin haberleşme politikalarını, tele çalışanların eğitim sorunlarını, istihdam koşullarını ve güvenlik konularını kapsamaktadır. Kod tele çalışma programlarının düzenli gözden geçirilmesini ve denetlenmesini öngörmektedir. İtalya’da işveren üst örgütü Confindustria ile CGIL, CISL, UIL arasında 2000 yılında yapılan ve yeni ekonomideki 300.000 işçiyi kapsayan bir anlaşma bir dizi çalışma pratiği içermektedir. Avusturya’da Maaşlı İşçiler Sendikası tarafından yapılan model anlaşma bazı sektörlerde çalışan tele çalışanlar için çerçeve anlaşma olarak alınmaktadır. Almanya’da IBM yönetimi ile IBM merkezi iş konseyi arasında yapılan anlaşma işletme düzeyinde yapılan anlaşmaların en önemlilerinden birini oluşturmaktadır.Norveç, İsveç, ve Avusturya’da da farklı düzeylerde yapılmış çeşitli anlaşmalar bulunmaktadır.
Anlaşmalar yanında tele çalışma ile ilgili olarak oluşturulan bazı kılavuzlararastlanmaktadır.. Bu kılavuzların isegenelde aynı konulara ağırlık verdikleri görülmektedir. Örneğinİngiltere”de BIFU, UNıSON ve MSF tarafından oluşturulan üç kılavuz birbirleri ile benzerlik göstermektedir.“Bu kılavuzlar tele çalışanların karşılaşabilecekleri sorunları tanımlamayı ve tele çalışanlara diğer çalışanlara davranıldığı gibi davranılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bunlardan MSF kılavuzuna göre tele çalışanlar bir işletmenin çalışanları olmalı ve kendi hesabına çalışan olarak görülmemelidir. İstihdam sözleşmeleri evde çalışanların izole edilmesini önlemek için düzenli işyerine gelmelerini sağlamalıdır. Evde tele çalışmaya uygun ayrı bir oda, ayrı bir telefon ve ısıtma, aydınlatma gibi harcamalar için ek kaynak ayrılmalıdır. Tele çalışanların düzenli olarak bir araya gelmeleri sağlanmalı, diğer çalışanlarla elektronik posta ve telefon bağlantıları olmalı,ve bu amaçla yapılacak harcamalar işveren tarafından karşılanmalıdır. Tele çalışanla yönetici veya denetici her hafta tartışma amaçlı bir görüşme düzenlemelidir. Tele çalışanlar büro çalışanları ile aynı ücret, çocuk bakımı ve ana ve babalık izinlerinin de içinde bulunduğu aynı sosyal haklardan yararlanmalıdırlar. Çalışma saatleri belirlenmiş olmalı, kariyer geliştirme ve eğitim programlarından yararlandırılmalıdırlar. Her türlü bilgisayar malzemesi,, bunların bakımıonarımı,sigortalanması ve sağlık ve güvenliğe uygunluğu işveren tarafından sağlanmalıdır. İşveren kaza ve yaralanma sırasında sorumluluk üstlenmelidir. Tele çalışanlar sendika temsilciliğine başvurabilmeli, çalışma saatlerinde toplantılara katılabilmelidirler. Sağlık ve güvenlik danışmanları ve sendika temsilcileri tele çalışanları ziyaret edebilmelidirler. Tele çalışanların büro çalışmasına dönme hakkı saklı tutulmalıdır”.
Ulusal düzeyde yapılan bu çalışmaların yanında 2001 yılında Avrupa Birliği sosyal partnerlik yapısı içinde birlik çapında sektörel düzeyde yapılan iki anlaşma tele çalışma açısından büyük önem taşımaktadır. Bunlardan ilki telekom sektöründe diğeri ise ticari sektörde işveren örgütleri ile Union Telework International-UNI arasında yapılmıştır.
16.7.2002 tarihinde ETUC,UNICE/UEAPME veCEEP arasında yapılan Çerçeve Anlaşma tele çalışma bakımından önemli bir aşamayı ifade etmektedir.Anlaşma Avrupa Birliği anlaşmasının 139.maddesine göre ilk aşamada gönüllü bir yol gösterici, gelecekte sosyalpartnerlik anlaşmaları için bir model olarak görülmektedir. Anlaşma üye devletlerdeki uygulamaların anlaşmaya uyumlu olmasını öngörmekte, imzacı tarafların üyelerine prosedürü tamamlama ve uygulama araçlarını seçme olanağı tanımaktadır. Anlaşmada anlaşmanın tamamlanması için yapılan düzenlemelerin raporlarla belirtilmesiöngörülmekte, imzacı taraflardan birinin isteği üzerine 5 yıl sonra anlaşmanın gözden geçirilmesine olanak tanınmaktadır. Anlaşma aday ülkelerdeki üye örgütleri anlaşmayı tamamlamaya davet etmektedir. Anlaşma tele çalışmanın gelişebilmesi için esneklik ve güvenlik ile iş kalitesinin birlikte sağlanması gereği üzerinde durmaktadır.
Anlaşmada tele çalışma bilgi teknolojileri kullanılarak işyerinin dışında düzenli yapılançalışma şekli olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle anlaşma evde tele çalışma yanında diğer tele çalışma modellerini de kapsamaktadır. Anlaşma tele çalışmanın gönüllü olması , işçi ve işverenlerin isteği ile büro işine dönüş hakkını içermesi, tele çalışanların büroda çalışanlarla aynı haklardan yararlanması, işverenin işçinin kullanacağı malzemeyi sağlaması, işverenin işçinin güvenliği konusunda sorumluluğa sahip olması gibi düzenlemeler getirmektedir.
Anlaşma bazı açılardan eleştirilmekle birlikte birçok kişi tarafından Avrupa Birliği açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.Anlaşmanın yeni işletme, sektörel anlaşmaları ve uygulama kuralları ile birlik düzeyinde sektörel anlaşmalar yapılmasında önemli rol oynayacağı ifade edilmektedir.
Gösterilen çabalarakarşılık 2010 yılında sadece Avrupa düzeyinde 17 milyon kişinin tele çalışma yapacağı tahminleri dikkate alındığında bukonuda yapılan düzenlemelerin henüz yeterli olduğunu söylemek olanaksızdır. Ancak tele çalışmanın boyutugenişledikçe ve sosyal tarafların konu ile ilgili duyarlılıkları arttıkça tele çalışma konusundaki çabalar daha da yoğunlaşacaktır. Olumlu ve olumsuz yönleri ile tele çalışmanın geleceğin çalışma şekli olup olmayacağını ise zaman gösterecektir.
TurkiyeNette.CoM