BuLuR.NeT
Giris Üyelik SiteHaritasi Iletisim
Gelişmekte Olan Ülkelerde Bilginin KullanımıEklenme Tarihi30.08.2005 19:31:39

Çağımızda üretimin temelini yenilikçilik (innovation) kavramı oluşturmaktadır. Yenilikçilik; bilimsel ve teknolojik araştirmalar sonucu ortaya konan bulguları, ekonomi ve toplumsal faydaya dönüştürmek olarak tanımlanabilir. Yani bilimsel ve teknolojik araştırmalar sonucu ortaya konan bulguları, pazarlanabilir yeni ürün, yeni sistem, yeni üretim yöntemleri ve yeni toplumsal hizmetlere dönüştürmek; ya da aynı bulgulardan hareketle, mevcut ürünleri, sistemleri, toplumsal hizmetleri teknolojik açıdan geliştirmek demektir. Teknoloji bir bilgi kategorisi olarak kaynağı bilimsel bilgi yani bilimdir. Bu sebeple çağımızın üretim ekonomileri bilgi ekonomisi olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu eksik bir tanımlama olup “bilgi”yi, teknolojik bilgiye indirgemektedir.

Gelişmekte olan ülkeler açısından konuya bakıldığında, gelişmiş ülkelerin bilgiyi üretimde kullanma seviyesinin çok gerisindedirler. Ekonomi açısından bakıldığında gelişmekte olan ülkelerin bilgiye erişim ve bilgiyi üretme sorunları bulunmaktadır. Genelde know-how niteliğinde ele alınan bilginin kullanımı bir işin nasıl yapılacağı (know-how= nasıl yapılacağını bilmek) üzerine odaklanmaktadır.

Gelişmekte olan ülkeler teknolojiyi “satın” alabilir ancak “teknoloji transferi” içerdiği bilgiyi kavramak, o bilgiyi geliştirmek için alınmazsa ve “niye bilmek= know what for” veya “niçin bilmek=know why” üzerine odaklanılamazsa o ürünün sadece kullanıcısı durumuna düşülür ve bu transferden ümidedilen yarar sağlanamayabilinir.

Ayrıca, gelişmiş ülkelerdeki teknolojileri üreten şirketler, küreselleşme bağlamında, üretim aşamalarını bütün dünya cografyasına yayarken asıl katma değeri yaratan AR&GE faaliyetlerini, birkaç küçük istisna dışında kendi metropollerinde tutmaktadırlar. Gelişmiş ülkelerin üyesi bulundukları OECD, kalıcı bir teknoloji performansı kazanılmasında, ithal teknoloji, hiçbir biçimde, ülkenin kendisinin, sağlam bir bilim temeli ile belirli bir yenilikçilik (innovation) kapasitesine sahip bulunmasının yerini tutmadığını, önem verilmesi gereken hususun, yaparak öğrenme ve araştırarak öğrenme yoluyla, ‘know-how’ın özümsenmesi olduğunu belirtmektedir. OECD’nin gelişmekte olan ülkeler için arzu ettiği bu durum, aslında bu ülkelerin kendilerinin arzu etmesiyle oluşabilecek bir durumdur. Bu da bilgiye erişmek, bilgiyi edinip özümsemek, bilim ve teknolojiye egemen olmak, bir üst düzeyde yeniden üretir hale getirmekle olabilir.
 
TurkiyeNette.CoM